Kendimize İhanet Ediyorduk

Hiçbirimiz eşit şartlar altında doğmadık. Hiçbirimize aynı fırsatlar verilmedi. Pek çoğumuz lanet ettik, kötüledik ve nefret ettik. Bazılarımız kabullendik, bir üst seviyeye asla geçemeyeceğimizi düşündük. Kafamızda birer kast sistemi yarattık ve buna uyduk sanki bizi zorluyorlarmış gibi. Bahaneler bulduk, milyonlarca bahane… Hepsi mantıklıydı. Hepsi değil mi? Bize mantıklıydı dışarıya mantıklı. Oysa yaptığımız tek şey kendimize ket vurmaktı. Kendimize, yeteneklerimize ket vurduk. Ve haksızlık ettik varlığımıza. Ben bir hiçim dedik. Aynanın karşısına geçtik ve kimse duymasın diye sessiz sessiz ağladık. Bazıları bu dünyadan varlığını silmeye çalıştı. Kendini yok etmeyi denedi. Çoğu başardı da… Geri kalan kısım ise korkaklık ederek bir şeyin onu yok etmesini diledi. Hiçbiri başaramadı. Evine meteor düşmesini, korkunç bir depremde kafasına bir tuğla düşmesini, ölümcül bir hastalığa yakalanmayı diledi. Hiçbiri olmadı. Öylesine acı çeker halde kaldık. Öylesine acınası… Kaçış aradık, gerçeklikten kaçmayı. Bahanelerimiz vardı çünkü. Üstelik mantıklılardı! Oysa biz sadece kendimizi çürüttük. Karşımızda kocaman beyaz ışık varken biz etrafından dolanıp onu görmezden geldik. İçten içe biliyorduk değil mi? Çok içten, kalbimizden… Sadece çabalamamız gerekiyordu. Birazcık gayret etmemiz. Ama hayır bunu söylemeyecek kadar egoist ve gururluyduk. Bizim sadece istediğimiz şartlar yoktu. Eğer o şartlara sahip olsaydık her şey yolunda giderdi. Mutlu olurduk. Çok mutlu. Değil mi? Biz sadece kendimizi kandırdık. Fark ettiğimizde ise gözlerimiz kararıyordu. Ağlıyorduk. Çok ağlıyorduk. Binlerce tuzlu su tanesi gözlerimizden akarsa belki tanrı halimize acır ve bize gülümser diye ağlıyorduk. Bekliyorduk ve bedenimizi çürütüyorduk. Biz sahip olduğumuz bedene ihanet ediyorduk. Onu yüzüstü bırakmıştık. Ailemizi bırakmıştık ve belki de sahip olduğumuz tek arkadaşı hayal kırıklığına uğratmıştık. Herkesi… Köpeğimizi, kedimizi, kuşumuzu, balığımızı, geceleri uykuya dalarken sarıldığımız o peluş oyuncağı… Ve biz hala bahaneler üretiyorduk. Hala birisi bize acısın diye mantıklı bahaneler buluyorduk.